Asya Geziverdik İran 

İsfahan’da Gezilecek Yerler

Bu yazımızı sosyal çevrenizle paylaşın...

İsfehan’ı gezmek dünyanın yarısını gezmek demekmiş. O yüzden İsfehan yazımız uzun oldu biraz. Önceden Couchsurfingle evimizde ağırladığımız ailenin yanında 5 gün kaldık. 5 gün içinde İsfehan’ı doya doya gezdik. Çöllere gittik. Evinde kaldığımız arkadaşlarımızın kızı Reha, Atlas’la aynı yaştaydı, bu bize çok kolaylık sağladı. Birlikte oyunlar oynadılar. İsfahan, İran’da en çok beğendiğimiz şehir oldu.

İsfahan’da gezmeye önce Khaju Köprüsü‘yle başladık. Bu köprünün kemerlerinde gençlerin buluştuğu yerle, yaşlıların buluştuğu yerler ayrı. Gençler kendine göre şarkılar, türküler söylüyor, yaşlılar kendilerine göre söylüyor. Gittiğimizde tatil günleri olan Cuma’ya denk geldik ve türküler söyleyen birçok grup vardı, çok keyifliydi orada bulunmak. Hem müzik açısından güzel bir köprü çünkü akustik açısından çok uygun hem de fotoğraflar kemerlerin içerisinde çok güzel çıkıyor.

İsfahan’da kaldığımız arkadaşlarımız – Khaju Köprüsü
Khaju Köprüsü ve türkü söyleyen grup

Köprülerde fotoğraf çekmeye doyamadık. Khaju Köprüsü’nden sonra Si-o-Se Pol yani 33 Kemerli Köprü‘yü görmeye gittik. Bu köprülere asıl kış aylarında gelmek lazımmış, nehir suyla dolu olduğunda ortam daha güzel oluyormuş. Bizim geldiğimiz zaman yaza denk geldiği için nehir kurumuştu.

Si-o-Se Pol Köprüsü

Osmanlı’daki gibi İran’da da tahta kapılardaki tokmaklarının anlamı var. Kapılarda çubuk şeklinde ve yuvarlak olmak üzere iki tane tokmak var. Bu tokmaklardan çıkan sesler birbirinden farklı tonlarda. Gelen kişi kadınsa yuvarlak olanı, erkekse çubuk olanı çalıyor.

Kapı tokmakları – İsfehan

Güneş batmaya yakın Nakş-ı Cihan Meydanı‘na geldik. Şehrin kalbi burada atıyor. Bu meydanın her yeri keşfedilmeye değer. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Yapıldığı zamandaki dünyanın en büyük meydanıymış. Şu an dünyanın en büyük 2.meydanı. Meydanda 4 tane tarihi yapı ve ortasında güzel bir avlu var. 4 tarihi yapı birbirine kapalı çarşıyla bağlı. Hatta İsfahan’daki kapalı çarşı şehri sarmalamış durumda, çok büyük bir alana yayılmış şekilde.

Nakşı-ı Cihan Meydanı ve Şah Cami

Meydandaki Şah Cami‘nin çinileri şahaneydi. Eğer namaz saatinde gelirseniz içeriye girişinizi arka kapıdan ücretsiz yapabilirsiniz. Cami 1629 yılında tamamlanmış. Bu meydan ve bu camide vakit çok güzel geçiyor.

Şah Cami

Meydanda bulunan diğer cami ise Şeyh Lütfullah Cami. Şah Cami ile Şeyh Lütfullah Cami’yi birbirleriyle kıyaslayınca, Şeyh Lütfullah Cami’nin kubbesindeki Çiniler daha ince, küçük motifler işlenmiş ve caminin minaresi yok, bu yüzden bu camiyi kadına benzettik. Şah Cami’nin motifleri büyük ve iri, bu yüzden de bu camiyi erkeğe benzettik. Tabi bu bizim yorumumuz 🙂 gerçekte öyle bir şey yok sanırım 🙂

Şeyh Lütfullah Cami
Meydanda bulunan Ali Kapı

Bebekle gezmeye başladığınızda öncelikleriniz her zaman için bebeğin fiziki şartları oluyor. Altını değiştirmek, karnını doyurmak gibi işlemleri bittiğinde bebek mutlu oluyor ve bu gazla 2-3 saate yakın gezebiliyorsunuz. Bebeksiz gezerken daha farklı şeyleri keşfediyor insan. Bebekle olunca ülkenin çocuk parklarına verdiğiniz anlam bile önemli oluyor 🙂 İran gezimiz ilk özgürleşmeye başladığı döneme denk gelmişti (2 yaş-2,5 yaş). Her şeyi ben yapcam derdinde. Çocuğunuz sinirlendiğinde siz sakin olmazsanız işler daha da zorlaşıyor. İnsan bebekle kendini de güzel eğitiyor bence. Meydanı sarmalayan kapalı pazarı gezerken Atlas’ın canı kim bilir neye sıkıldı 🙂 Attı kendini çarşıda yolun ortasında. Zar zor ikna edip köşeye çekebildik. En son tatlıya bağladık burnunu siliyorduk 🙂

Meydanı sarmalayan kapalı pazar – Her zaman günlük güneşlik gezmiyoruz 🙂

Akşam olmaya başladığında kendimizi Ermeni mahallesi denilen bölgeye attık. Vank Katedralini herkes tavsiye etti ama gündüz denk gelemediğimiz için sadece dışarıdan görebildik. Bu bölgenin dokusu ve kafeleri çok hoşumuza gitti.

Vank Katedrali – Ermeni Mahallesi
Ermeni Mahallesi – Kafelerden biri

İlk günümüzü epey yorgun bitirdik. Güneye indikçe sıcaklık artıyor. Haliyle etkiliyor insanı. Öğle saatlerinde kimse yok sokaklarda. Öğleden sonra hayat başlıyor. Ertesi gün sabahtan çocukların sevebileceği bir yere gidelim dedik ve sabahtan Kuş Bahçesine gittik. Giriş ücretliydi, eğer çocuklarınız varsa ücreti değer, birkaç saat geçirebileceğiniz bir yer. İsfahan’da birçok yerinde görebileceğiniz kuş evleri var.

Kuş Bahçesi – Flamingolar

Sekiz Cennet Sarayı (Hasht Behesht Palace)‘na giriş pahalı. Daha doğrusu İran’da bütün müze, saray vb.girişler pahalı ama İranlı gibi davranırsanız onlar gibi uygun fiyata girebilirsiniz. Saray’ın motifleri incelenmeye değer. Güzel bir ortamı var. Atlas’ın öğle uykusuna denk gelmişti. Sarayı gezdikten sonra sarayın dışındaki çimlerde oturup uyku saatini değerlendirdik.

Sekiz Cennet Sarayı – Hasht Behesht Palace

Kırk Sütun (Çehel sütun) Sarayı da diğer saraylar gibi girişi pahalı ama içerisi ve bahçesi görülmeye değer açıkçası. Sütun olarak 20 saydık, meğer geri kalan 20 sütun, bu 20 sütunun suya yansımasıyla oluşuyormuş. Sarayın içerisinde duvarlarda minyatürler var. Bu minyatürlerin en meşhuru Sultan Selim ile Safavilerin arasında olan Çaldıran Savaşı’nı betimleyen münyatür. Ayrıca Saray’da 1000 yıllık el yazması Kur’an-ı Kerim’i de görebilirsiniz.

Kırk Sütun Sarayı
Kırk Sütun Sarayı’nın havuzu ve bahçesi

Saraylardan sonra akşam yemeğimizi yemeğe Abbasi Otel‘ine gittik. Eski bir kervansarayı güzel bir otele dönüştürmüşler. Otelin güzel bir bahçesi var. Ve içerisinde gözünüzü kamaştıran ayna işçiliklerini göreceksiniz. Otelin en altında su deposu yani sarnıç mevcutmuş ama günümüzde halı satışı yapıyorlar. Otele girişte kişi başı 25 TL (2017 Ağustos) ödeyip yemek fişi alıyorsunuz. Herkesin alması zorunlu. Sonrasında elinizdeki fiş sayısı kadar ücreti hesaplayıp yemek siparişi verebilirsiniz. Fiyatları uygun olmamakla birlikte böyle güzel bir bahçesi olan otele göre de pahalı sayılmazdı açıkçası.

Abbasi Otel girişi ve ayna işçiliğinden bir örnek

İsfehan Cuma Cami veya Ulu Cami‘de diyebiliriz. Kapalı ve açık pazar alanlarından Nakşı Cihan Meydanından yaklaşık 2km bir yürüyüşle bu güzelim camiye geldik. Her zamanki gibi cami girişlerinde turistten fazla alma durumu yaşadık ve günün sıcağıyla tam pes edip ‘girmeyelim ya’ diyecek kıvamdayken, caminin girişinde oturan grubun içinden  Türkçe bilen biri kaç paranız var dedi ve elimizdeki parayla bizi aldı. Hem girip görmek isteğimiz hem de bu girişlerdeki 10 kat fazla ücret alınmasından bıkkınlığımız yüzümüze yansımış demek ki adamcağız bize yardımcı oldu. İyi ki olmuş. Cuma Cami’nde 2-3 saat geçirdik. Kubbelerinin altındaki serinlik çok iyi geldi bize. Kalabalık bir saatte gitmediğimiz için de Atlas meydanda rahatça gezindi. İsfehan’ın hemen hemen her yapısında Selçukluların eserlerini görebilmek mümkün. Cuma Cami’de Selçuklular döneminde yapılmış 4 eyvanlı bir camidir.

Cuma Cami

Cuma Cami’den çıkıp, yakınlarındaki İmam Ali Meydanı‘na uğradık. Bu meydanı çevreleyen dükkanlarda Atlas’a oyuncak baktık ve oyuncağın oyalaması ümidiyle kapalı pazarın içerisinde yol aldık.

İmam Ali Meydanı

İran’ın birçok şehrinde kapalı çarşıları göreceksiniz. Biz en büyüğünü İsfahan’da gördük. Kapalı çarşılarda çinilerden halılara, kuyumculardan baharatçılara, gümüşçülerden hediyelikçilere, kıyafetçilerden oyuncakçılara kadar birçok dükkan göreceksiniz.

Kapalı Çarşı

Kapalı çarşıda çini el yapımı ürünler satan birçok dükkan görebilirsiniz. Nakş-ı Cihan Meydanı’na çıkan yollardan birilerinde dükkanların içinde çini ürünlerin yapımını canlı canlı izleyebilirsiniz. Hem üretim hem de satış yapıyorlar.

İsfehan’da çini dükkanlarından biri

İsfahan gezimizde en ilginç gelen yerlerden biri de Sallanan Minare oldu. Şehrin dışında biraz uzakta ama günde sadece 1 kez gerçekleşen olaya denk gelip görmek çok güzel oldu. Bizim gittiğimiz tarihte (30 Temmuz 2017) saat 13:30 civarı minarenin sallanması başladı. Bir kişi minarelerden birine çıkıyor ve sallamaya başlıyor. Sallamanın şiddetiyle diğer minare de sallanıyor. İlginç olan her gün deprem olur gibi sallanan bir yapının 1316 yılından beri ayakta durabilmesi.

İran’da en çok görmek istediğimiz ve merak ettiğimiz yer çöldü. Çölün mevsimi kesinlikle yazın değil ve tehlikelerle doluymuş akrep vb hayvanlarla. İsfahan’a yakınlarda bir çöl bulduk ve  arkadaşlarımızla akşamüstü Varzaneh Çölü‘nde olacak şekilde yola çıktık. İsfahan’a yaklaşık 2 saatlik bir mesafede. Riski en aza indirecek şekilde ayak bileklerimizden itibaren bacaklarımıza koruma yaptık. Çöllerdeki tepelere tırmanmak ve yürümek gerçekten çok zor ama inanılmaz bir keyif aldık. Atlas’ı yere indirmemeye gayret ettik Onur sırtında, omzunda, kucağında taşıdı. Kuma dokunmasını istediğimiz için düzlüklerde, çölün sert ve batmayacak şekilde olan yerlerinde indirdik ve çölde olduğunu hissetmesini izledik.

Varzaneh Çölü
Varzeneh Çölü

Biz İsfehan’ı çok sevdik ve gezmekten çok keyif aldık. İran’ı gezecekseniz mutlaka rotanıza eklemeniz gereken bir destinasyon burası. Bize güzel anılar ve dostluklar bıraktı İsfehan.

Gezentilikle kalın.

GALERİ

 

Bu gezilerimiz de ilginizi çekebilir

Bir Yorum Yazın